ARİH
DERS
OT
ATATÜRK İLKELERİ VE A TA TÜRKÇÜLÜK
1931'de yapılan yasal düzenlemeyleölçü ve tartı alanında dünyanın yaygın olarak kabul ettiği metre ve kilogram
gibi ölçü birimleri kabul edildi. Böylece iç piyasada alışverişlerin güvenilir ölçü birimleriyle yapılması sağlanırken
uluslararası ekonomik ilişkilerde de uyum yakalanmış oldu.
1935'te yasal bir düzenleme yapılarak hafta tatili cuma gününden pazar gününe alındı.
Soyadı Kanunu'nun Kabulü ve Eski Unvanların«aldırılması;
ö 21 Haziran 1934 tarihinde "Soyadı Kanunu" kabul edilerek halk-devlet ilişkilerindeki karışıklıkların ortadan kal-
dırılması sağlandı. Kanuna göre her insan kendi adından başka bir de "soyadı" alacaktır. Soyadları Türkçe olacak;
Türkçe olmayan yabancı milletlerin soyadı ile ahlaka aykırı soyadları kullanılmayacaktır.
Meclis kabul ettiği 24 Kasım 1934 tarihli kanunla da "Ağa, Hacı, Hafiz, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa,
Hanım, Hanımefendi, Hazretleri" gibi unvanları, lakapları kaldırmıştır. Aynı kanunla, "Savaş madalyası" dışındaki
madalya ve nişanlan da kaldırılıyordu. Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesinden sonra 24 Kasım 1934'te TBMM
tarafından, Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya Atatürk soyadı verildi. Naim Hazım ONAT (Atatürk)
Soyadı Kanunu Atatürk ilkelerinden halkçılık ve milliyetçilik ilkeleriyle ilgilidir.
1921
EKONOMİDE YAŞANAN GELİŞMELER
1928
1934
Ulusal Ekonomiye Geçiş Dönemi (1923-1929); 17 Şubat-4 Mart 1923 tarihlerinde İzmir'de toplanan Türkiye İk-
tisat Kongresi'nde alınan kararlara uygun olarak, hükûmet ilk ulusal ticaret bankamız olan Türkiye İş Bankası'nın
1924'te faaliyete geçmesini sağlamıştır. Ardından sanayi alanında kredi vermek üzere 1925 yılında Sanayi ve
Maadin Bankası kurulmuştur. Çiftçi kesiminin isteğine uyularak, yaklaşık devlet gelirlerinin %30'unu sağlayan
Aşar Vergisi yürürlükten kaldırıldı. 1927 yılın da "Teşvik-i Sanayi Kanunu" ile sınai yatırımlar özendirilmeye
çalışılmıştır.
Devletçilik Dönemi (1930-1938): Dünyanın ve Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu iktisadi sorunları değerlen-
diren Atatürk ve yakın çalışma arkadaşları ülkenin sosyal ve ekonomik yapısına uygun önlemleri 1930 yılının
başından itibaren yürürlüğe koymaya başladılar. Başka bir deyişle "Devletçilik" in gereği olan ekonomik yasalar
ve kurumlar hayata geçirildi. T.C. Merkez Bankası'nın 1931 yılından itibaren faaliyete geçmesiyle ülkede kurul-
makta olan "Yeni Ekonomik Düzen" in kendisini koruması kolaylaşmıştı. 1933'te kurulan Sümerbank, Atatürk'ün
köşe taşlarını koyduğu "Devletçilik" in temel ögesi ve sürükleyici kurumu olmuştur. Bugünkü anlamda bir 'kal-
kınma bankası' gibi kurulan ve çalışan Sümerbank, çağım aşan Türkiye'ye özgü bir banka modeliydi. Birinci Beş
Yıllık Sanayi Planı (1934-1938) uygulamaya konulduktan sonra "Devletçiliğin temel kurum ve kuruluşlarının
tamamlanmasına devam edilmişti. Yabancı sermayenin elinde bulunan Ergani- Murgul bakır ve Divriği demir
işletmeleri Etibank tarafindan satın alındı. Ardından Ereğli Kömür işletmeleri de bankaya devredildi. Aynı yıl yer
altı zenginliklerinin araştırılması ve belirlenmesi görevi için Maden Tektik ve Arama Enstitüsü kuruldu. Esnaf ve
sanatkânn kredi ihtiyacını karşılamak üzere, 1933'te kurulan, kaynak yetersizliği nedeniyle ancak 1938'de faali-
yete başlayan Halk Bankası bir kamu bankası olarak örgütlendi. Devletin büyük sermaye ve teknoloji gerektiren
temel altyapı kurumlarını oluşturduğu, dış ticareti dengede tutarak bireysel girişimleri desteklediği "Devletçilik"
ile ilgili uygulamaların ana ilkeleri 1935'te ülkede tek siyasal parti olan CHP'nin programına konmuştur.
SüMLYALÇlN
www.dİzgİkİtap.com