Örnek Soruyu Değiştir

ARİH DERS 6. Montrö Boğazlar Sözleşmesi - 1936 1923-1938 ARASI TÜRK Diş POLİTİKASI Lozan Barış Antlaşması'nda tespit edilen Boğazlar statüsünün yabancı gemilerin geçişiyle ilgili hükümleri Misakımillî esaslarına uygun olmakla birlikte, Boğazların her iki yakasında 20 km'lik askerden arındırılmış bölge oluşturulmuştu. Boğazlan başkanı Türk olan bir uluslararası komisyon denetlemekteydi. Bu bölgenin güvenliği Milletler Cemiyetinin teminat altındaydı. Türkiye'nin Boğazlar üzerinde tam bir hâkimiyeti ve kontrol hakkı yoktu. Ancak 1930'Iu yıllarda ortaya çıkan çeşitli olaylar Milletler Cemiyetinin güvencesinin pek etkili olmadığını göstermişti. ö 193ÜIu yılların başında hızlı bir silahlanma yarışı başladı. Uluslararası antlaşmalara uyulmamaya başlandı. Al- manya askersizleştirilen Ren bölgesine asker gönderdi. İtalya Habeşistan'ı işgal etti. Japonya Çin'e ait Mançurya bölgesini işgal eti. Bütün bu gelişmeler karşısında dünya barışını korumak ve sağlamakla yükümlü olan Millet- ler Cemiyeti ise yetersiz kaldı. Atatürk, Milletler Cemiyetine başvurarak barışçı yolla Boğazların statüsünün gözden geçirilmesini iste- di. Türkiye'nin çağrısı üzerine İsviçre'nin Montrö şehrinde bir konferans toplandı. İngiltere, Boğazlarla ilgili Türkiye'nin tezlerini desteklerken Sovyet Rusya bazı konularda karşı çıktı. İtalya ve Japonya ise bu sözleşmeyi imzalamak istemediler. Bu itirazlara rağmen 20 Temmuz 1936'da Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Sözleşmeye göre: Boğazlar Komisyonunun bütün görev ve yetkileri Türk Devleti'ne bırakıldı. » Türkiye, Boğazlar bölgesini silahlandırarak askerî kuwet bulundurabilecekti. Ticaret gemilerinin geçişi serbest olacaktı. Yabancı savaş gemilerinin geçişine bazı sınırlamalar getirildi. Tür- kiye savaşa girerse veya savaş tehlikesi ile karşı karşıya kalırsa Boğazları istediği gibi aqp kapayabilecekti. Sözleşme 20 yıl süreli idi. Ancak taraflardan hiçbiri sözleşmenin feshedilmesi için talepte bulunmadığından günümüzde hâlâ yürürlüktedir. Bu sözleşmeyle Türkiye, diğer devletleri de yakından ilgilendiren uluslararası bir sözleşmeyi dönemin şart- larından çok iyi yararlanarak lehine değiştirmiş, Boğazlar üzerinde hâkimiyetini yeniden kurmuştur. Aynı zamanda güvenliği açısından önemli bir sorunu barışçı yollarla çözüme kavuşturmuştur. 7. Hatay Sorunu ve Hatay'ın Ana Vatana Katılması (1939) Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Fransa Hükûmeti arasında 20 Ekim 1921'de Ankara Antlaşması im- zalanmış ve Türkiye-Suriye sının çizilmişti. Antlaşmada Hatay sancağında Fransa denetiminde özel bir yönetim kurulması kabul edilmişti. ö 1936'da Fransa, Suriye üzerindeki manda yönetimine son vererek Suriye'den çekilme kararı aldı. Fransa ve yeni kurulan Suriye Hükûmeti arasında varılan antlaşmayla İskenderun ve Antakya şehirleri Suriye'ye bırakıldı. Bu durum Hatay Türkleri arasında büyük endişe yarattı. Türkiye, Milletler Cemiyetine başvurarak Hatay'ın kaderine Hataylılann karar vermesini istedi. Fransa ise Hatay'ın, Suriye'nin bir parçası olduğunu açıkladı. Milletler Cemiyeti, Hatay Sorunu'nu araştırrnak için bir komisyon kurdu. Çalışmalarını tamamlayan komisyon hazırladığı raporda; (Sandler Raporu) Hatay halkının çoğunluğunun Türk olduğunu, Suriye'ye bağlanamayaca- ğlnı ve Hatay'da bağımsız bir devletin kurulması gerektiğini belirtti. Bu rapor üzerine Milletler Cemiyeti, yeni bir komisyon kurarak bağımsız Hatay Devleti için bir anayasa hazırlatt (29 Mayıs 1937). ö Fransa ve Suriye Hükûmeti çeşitli zorluklar çıkartarak bu durumu kabul etmek istemiyordu. Bu gelişmeler üzeri- ne Türkiye, Hatay sınırına büyük bir askerî yığınak yaptı. Atatürk hasta yatağından kalkarak Adana ve Mersin'de- ki askerî birlikleri teftişe gitti. SSLYALÇIN www.dİzgİkİtapcom