Örnek Soruyu Değiştir

ARH DERS OT 1923-1938 ARASI TÜRK Diş POLİTİKASI ö 1. 2. 3. İki taraf meseleye çözüm bulmak için 19 Mayıs 1924'te İstanbul'da (Haliç Konferansı) bir araya geldiler. Türk delegesi Fethi Bey (OKYAR), Türkiye'nin görüşünü: "Musul Misakımillî sınırları içindedir ve mütarekenin imza- lanmasından sonra işgal edilmiştir. Halkının üçte ikisi Türklerden oluşmuştur. Bu halk Türkiye'ye katılmayı iste- mektedir. Coğrafi açıdan da Musul Türkiye'nin bir parçası sayılır." diyerek dile getirmiştir. Buna karşılık İngiliz delegesi, Türk görüşünü kabul etmediği gibi üstelik halkının bir kısmının Hristiyan olduğu gerekçesiyle Hakkâri ili üzerinde hak iddia etti. Anlaşma imkânı olmadığı görülünce, 5 Haziran 1924'de görüş- melere son verildi. Lozan Antlaşması'nın ilgili maddesi gereğince, Musul Milletler Cemiyetine havale edildi. Milletler Cemiyeti sorunu çözmek ve durumu yerinde teşbit etmek için bir komisyon oluşturdu. Komisyon 1925 Eylül'ünde Milletler Cemiyetine sunduğu raporda (Brüksel Raporu), Musul'un Irak'a katılmasını, ayrıca Kürtle- rin haklarının garanti edilmesini, sınır olarak da Brüksel'de tespit edilen geçici sınırın kabul edilmesini tavsiye ediyordu. Türkiye karara hukuki gerekçelerle itiraz etti. Cemiyet Meclisi konu ile ilgili olarak Milletlerarası Daimi Adalet Divanından görüş istedi. Divanın görüşü Cemiyet Meclisince benimsenmiş ve Musul bölgesi İngiltere'ye bıra- kılmıştır. Karar Türkiye'de büyük tepki uyandırdı. Türk— İngiliz ilişkileri gerginleşti. Ancak Türkiye daha fazla ileri gidemedi. Çünkü; Türkiye savaştan yeni çıkılmıştı, Şeyh Sait ayaklanmasının yaraları devam etmekteydi. Ülke içinde hızlı bir inkılap temposu yürütülüyordu, barış ortamına ihtiyaç vardı. Türkiye'nin Fransa, Yunanistan ve İtalya ile olan ilişkilerinin gelişmesi, Türkiye'nin İngiltere ile olan ilişkileri- nin gelişmesine bağlıydı. Fransa ile Suriye sınırının çizilmesi askıdaydı. Yunanistan ile "etabli" anlaşmazlığı devam etmekteydi. Mussolini'nin Faşist İtalyası, saldırgan politikalar peşindeydi ve Güneybatı Anadolu'ya yönelik ciddi tehditler oluşturmaktaydı. Bu şartlar altında, Türkiye İngiltere ile anlaşmayı tercih etti. Milletler Cemiyeti Meclisinin kabul ettiği karar çerçevesi esas alınarak, Türk Hükûmeti ile İngiltere arasında 5 Haziran 1926'da Ankara Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre; Musul, Kerkük ve Süleymaniye, İngiliz mandası altında olan Irak'a bırakılacak. Hakkari Türkiye'ye bırakılarak Türkiye-lrak sınırı çizilecek. Irak, Musul'dan elde edeceği petrol gelirlerinden 9610'unu 25 yıllığına Türkiye'ye verecekti. Türkiye 1931'den başlayarak 195Üye kadar 20 yıl boyunca Irak petrol aidatından hissesine düşen 3.5 milyon sterlini Irak'tan aldı. 1926'da Musul konusunda varılan çözümden sonra Türk-İngiliz ilişkileri gelişmeye başladı. Musul meselesi, Türkiye'nin Bamya karşı güvensizliğini artırmış ve onun Sovyet Rusya ile bağlarını güçlendirme- sine neden olmuştur. Bu sırada Sovyetler de Almanya'nın Batı devletleriyle yapmış olduğu Lokarno Antlaşmala- rından tedirgin olmuşlar ve sınırlarını çeviren devletlerle saldırmazlık antlaşmaları imzalamaktaydılar. Kendile- rini Batı'nın tehdidi altında hisseden iki devlet 17 Aralık 1925'te Paris'te Türk-Sovyet Dostluk ve Saldırrnazl'k Paktı'nı imzaladılar. 1929'da İngiltere'nin Akdeniz Filosu'nun İstanbul'u ziyareti, ilişkilerde yumuşama sürecini artırdı, 1936'da İngil- tere Kralı VIII. Edward'ın Atatürk'ü ziyareti, ilişkileri olumlu yönde çeviren büyük bir gelişme oldu. SÖLYALÇIN www.dizgikitap.com