ARH
DERS
OSMANLI KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
Ğ Serdâr-l Ekrem olan veziriazamlar sefer esnasında padişahın sahip olduğu her türlü yetkiye sahip olurdu, onun
emri ferman demekti. Padişaha sundukları özetlere telhis denirdi.
Veziriazamlar seferde bulundukları zaman, merkezdeki işlerin yürümesini sağlamak için yerlerine bir vekil bıra-
kırlardı. Buna Sadaret Kaymakamı veya Kaymakam-' Rikâb-l Hümayun adı verilirdi.
6 Veziriazamlar ilk zamanlar Divan-' Hümayun'da bir netice elde edilemeyen meseleleri kendi konaklarında ikindi
ezanından sonra topladıkları divanda görüşürlerdi ki buna İkindi Divanı adı verilirdi. Bu divanda tercüman da
bulundurulur, Türkçe bilmeyenlerin dilekleri bu tercümanlar aracılığıyla dinlenirdi.
Veziriazamın bundan başka cuma günleri sabah namazından sonra kazaskerlerin de katılmasıyla yaptıkları
Cuma Divanı ile her çarşamba günü İstanbul, Galata, Eyüp ve Üsküdar (Bilad-l Selase) kadılarının katıldığı Çar-
şamba Divanı da vardı.
2. Kazaskerler
b Osmanlı Devleti'nde şeri ve hukuki işlerin görüldüğü kazaskerlik, makamına Bursa kadısı Çandarlı Halil getiril-
mişör. Kazaskerlerden Rumeli kazaskeri derece itibarı ile Anadolu kazaskerinden daha önce gelirdi ve geliri de
daha çoktu.
Kazaskerliğe mevleviyet denilen beş yüz akçalık kadılıklardan (İstanbul, Edirne) gelinirdi. Görev süreleri ise XVII.
yüzyıla kadar iki yıl olup, daha sonra müddetleri bir yıla indirilmiştir. Sürelerini dolduran kazasker mazul olarak
yerine başkası tayin edilirdi. XVII. asır başlarından itibaren önemleri azalan kazaskerlerin azil ve tayinleri şey-
hülislam tarafindan yapılırdı.
Kazaskerler 16. asrın ikinci yarısına kadar müderris ve kadıların tâyininde vezÎr-i âzamlara arz ve delâlette bu-
lunurlarken, sonraları bu mühim görev şeyhülislâmlara verildi. Muayyen maaşlı müderris ile ka2â kadılarının
tâyinleri ise kazaskere bırakıldı.
Kazaskerler salı ve çarşamba günleri hariç diğer günler kendi konaklarında divan kurarak kendilerini ilgilendiren
şeri ve hukuki meselelere bakardı. Yanlarında işlerini gören tezkereci, ruznamçeci, matlabcı, tatbikçi, mektup-
çu ve kethüda isimlerini taşıyan alt yardımcısı vardı. Ayrıca her birinin davalı ve davacıyı divana getiren yirmişer
muhzırı bulunmaktaydı.
Tezkireci, kazasker kaleminin âmiriydi. Rûznâmeci, tâyin işleriyle uğraşan kalemin müdürüydü. Matlabcı,
kâdıların durumlarını bildiren defteri tutardı. Tatbikçi, büyük kâdlların gönderdikleri evrakların mühürlerini ken-
di yanında bulunan o şahsın mühürü ile kontrol eder, böylece sahtekârlığın, suistimallerin önüne geçilirdi. Mek-
tupçu, kazaskerlere âit bütün yazışmaları idâre ederdi. Kethüdâ, para işleriyle meşgûl olurdu.
'3. Defterdar
Osmanlı Devleti'nde defterdar tabiri daha XIV. Asrın sonlarından itibaren görülmektedir. Defterdar padişahın
malının mutlak vekili ve onun temsilcisi durumundaydı. Defterhane ve hâzinenin açılması defterdarın vazifeleri
arasında gösterilmiştir. Divan'ın asli üyelerinden olan defterdar, sadece Salı günkü divan sonunda arza girer ve
kendi dairesiyle ilgili bilgiler verirdi.
Defterdarın görevleri
» Hazine ile ilgili işlerde hüküm yazmak
Rütbe ve dirlik verilecek kimseleri hükümdara teklif etmek
Akçenin değerini korumak
Bütçeyi hazırlayarak hükümdara sunmak
Devletin kuruluş yıllarında bir defterdar varken, daha sonra yeni yerlerin fethedilmesi ve doğan ihtiyaca istina-
den sayılan arttırıldı. Bunlar II. Bâyezid dönemine kadar, Rumeli'de hâzineye ait işlere bakan Rumeli defterdarı
www.dizgikitap.com