1923-1938 ARASI TÜRK mş POLİTİK4S1
ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK Diş POLİTİKASI
ARİ
DERS
OT
Cumhuriyetin ilanından Atatürk'ün ölümüne kadar geçen dönemi, dış politika açısından iki kısımda gözden ge-
çirmek gerekir. Birinci dönemde, Lozan Antlaşması ile ilgili sorunlar gündemi belirler. Bu dönem 1930'a kadar
gelir. İkinci dönemde ise Türkiye bir taraftan kendi etrafında ittifaklar yoluyla bir güvenlik çemberi oluştururken
diğer taraftan Lozan'da eksik kalan meseleleri çözümleme yoluna girer.
1923-1930 DÖNEMİ: LOZAN SONRASI MESELELERİN ÇÖZÜME KAVUŞTURULMASI
Bu dönemde Türkiye Lozan Barış Antlaşması ile çözüme kavuşturulamamış sorunların halledilmesine yönelik
politika izlemiştir. Ayrıca komşu devletlerle iyi ilişkiler kurmak, çıkan problemleri barışçı yollarla çözmek ve diğer
devletlerle olan ilişkileri geliştirmek hedeflenmiştir.
Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923'te imzalamıştı. TBMM antlaşmayı 23 Ağustos 1923'te onayladı. Fransa, İn-
giltere ve İtalya'nın onaylamaları Ağustos 1924'e kadar sürüklendi. Bu devletler Lozan'da verdiklerini, uygun bir
zamanda geri almanın hesabı içinde görünüyorlardı.
İngiltere ve bazı devletler, Ankara'nın başkent olmasına karşı çıktılar. Büyükelçilerini Ankara'ya göndermemek-
te direndiler. Cumhuriyet Hükûmeti'nin kararlı tutumu karşısında bu direniş kırıldı. Birkaç yıl içinde elçilikler
kendilerine parasız tahsis edilen mekânlarda yerlerini aldılar.
Ülkede bulunan yabancı okullar konusunda da, öğretimin birleştirilmesi konusunda açıklandığı gibi kararlı dav-
ranıldl ve bu okulların Türkiye Cumhuriyeti yasalarına ayak uydurmaları sağlandı. Boğazlar Komisyonuna özel
bayrak tanınması girişimini de Türkiye kararlı bir şekilde geri çevirdi.
1. Türk -Yunan ilişkileri ve Nüfus Mübadelesi
Patrikhane sorunu
Lozan Barış Antlaşması'ndan sonra Türk-Yunan ilişkilerini etkileyen bir diğer sorun ise Patrikhane meselesidir.
1924'te Patrik seçilen VI. Konstantinos Arapoğlu, Bursa doğumluydu ve 1921'de İstanbul'a gelmişti. Dolayısıyla
mübadeleye tabi idi. Bu yüzden Türkiye bu duruma itiraz etti. Yunanistan meseleyi Uluslararası Lahey Adalet
Divanına götürmeye çalışırken, Türkiye Patrikhane konusunun bir iç sorun olduğunu ve bu nedenle iç işlerine
müdahale edilmesine izin vermeyeceğini belirtti. Türkiye'nin kararlı tutumu karşısında Konstantinos Arapoğlu
istifa etti ve yerine mübadeleye tabi olmayan Vasilios Yeorgiadis (Vasilyus Yorgiyadis), patrik seçildi.
Nüfus Mübadelesi
Lozan Antlaşması'nın uygulanmasında Türkiye ile Yunanistan arasında Lozan Barış Antlaşması'ndaki yerleşik
(etabli) deyiminin farklı şekillerde yorumlanmasından dolayı anlaşmazlık çıktı.
İstanbul'da daha çok Rum bırakmak isteyen Yunan Hükûmeti Mondros Ateşkes Anlaşması'nın imzalanmasından
önce İstanbul'da bulunan her Rum'un yerleşik sayılmasını istiyordu. Yunanistan, bununla Türkiye'nin iç işlerine
müdahale etmeyi ve göç edecek Rumları yerleştirme sıkıntısından kurtulmayı amaçlamaktaydı.
Türk Hükûmeti İstanbul'da yerleşmenin kanunlarla belirlendiğini, İstanbul için yerleşik deyiminin burada sürekli
oturanlar için geçerli olacağını, 30 Ekim 1918'den önce geçici olarak gelenlerin bu kapsam içinde olmayacağını
ileri sürerek Yunanistan'a karşı çıktı.
Anlaşma sağlanamayınca Milletler Cemiyetine başvuruldu. Milletler Cemiyeti, Milletlerarası Adalet Divanı'nın
görüşünü istedi. Ancak Divan'ın yaptığı yorum da anlaşmazlığı gideremedi, Yunan Hükûmeti, Batı Trakya'daki
Türklerin mallarına el koyunca Türk Hükûmeti de İstanbul'daki Rumların mallarına el koydu.
İtalya'nın Doğu Akdeniz'de yayılma girişimleri iki ülkenin birbirine yakınlaşmasına neden oldu. Sorun 1926'da
yapılan mübadele antlaşrnasıyla giderilmeye çalışıldıysa da 10 Haziran 1930'da Ankara'da imzalanan Nüfus
Mübadelesi Antlaşması ile çözüme kavuşturulmuştur. Bu antlaşmaya göre yerleşme tarihlerine bakılmaksızın
www.dizgikitap.com
SOL YALÇIN