29.
AKASYALAR AÇAR Ml? HİKAYESİ
l. METİN
Tomurcuklarını ansızın
patlatıvermiş bu akasya
dalı, bu alüminyum
çerçeve i geniş pen-
cereden niçin bu kadar
gülerek bakmaktadır?
Besbelli bir acayip
parlayan güneş altında
artık İyice ısınıp, liflerini
kütürdete kütürdete
gerneşip damarlarında
ılık ılık yürüyen suyun
akışına bırakmıştır
kendini, Yeşil yeşil uç
vermiş yaprakçıklar
şavkımaktadır. Bir de
üzerinde yerli yersiz tin-
girdeşen serçeler, Koca
binanın abus çehresine.
kirli gri, isli duvarlarına
nerdeyse sürünecek ka-
dar yanaşmış bu incecik
akasya dalı..,
II. METİN
Bu çay tabağı çıngıraklı kırmızısı
ile acık ewel muydu?
Ya o kahrolası kül tablaları.
Nereye savuştular böyle? Artık
güneşe, yani pencereye, pencere
önünde sırıtıp duran o densiz
dala dönülemez Sandalyede
Oturmanın nasıl manası yoksa
kalkmanın da manası yoktur,
Köşeye, o sakat devetabanının
şerha şerha yarılmış yaprakları
önüne gidilecektir. Bir gidilip bir
gelinecektir. Parmaklar masa
kenarlarına, dosya kapaklarına,
parşömen, karbon kâğıtlara,
daktilo tuşlarına dokunu dokunu-
verip geçecektir, İkide bir masa
gözleri çat•çut açılıp kapatılarak
önlük, elbise cepleri insafsızca
karıştırılarak sigara aranacaktır.
Yeni alınan devetüyü çizmeler
sıkmaya başlamıştır, Saçlar itina
İle taranmış, sarılmış Olsa da
dağılmıştır.
30.
31.
403
Gazeteci: Dönemin yazarlarının Ahmet Mithat Efendi'ye
bakışları nasıldır?
Eleştirmen:
Bu mülakatta gazetecinin sorusuna eleştirmenin ver—
diğİ cevap,
III.
Servetifünuncuların dışında kalan yazarların çoğu
Ahmet Mithat Efendi'yi bir üstat olarak görmüş ve
ona saygı duymuşlardır.
Dönemin sanatçıları onu sanatkârane üslubun ön-
cüsü olarak görüp Örnek almışlar, roman sanatının
teknik Özelliklerini geliştirmişlerdir.
Özellikle Servetifünuncuların Ahmet Mithat Efendi'ye
çok olumlu bakmadığı açık. Bu da daha çok edebi-
yat tarihimizde "Dekadanllk tartışması" olarak bilinen
tartışmadaki rolü sebebiyledir.
yukarıdakilerden hangisi olamaz?
A) yaınız ı
B) yanız II
D) yaınız III
C) I ve III
E) II ve III
Hikâyenin başkahramanlarından Süheylâ, Engin ile
aynı devlet dairesinde çalışan genç bir kızdır. l. metin
Süheyla'nın, arkadaşl Şükran'dan, sevdiği genç Olan
Engin'in başka biriyle nişanlandığı haberini almaşından
hemen Önce yapılan bir betimleme paragrafıdır, II. metin
ise bu haberi almasından hemen sonra yapılan bir betim-
leme paragrafıdır.
Buna göre Mustafa Kutlu'ya ait Akasyalar Açar mı?
hikâyesinden alınan bu İki metinle ilgili aşağıdaki yar—
g'lardan hangisine varılamaz?
A) l. metinde betimlenen tomurcuklarını patlatmış, yeni
yeşermiş ve üzerinde kuşların cıvıldaştığı akasya dalı,
II. metinde yerini iç mekândaki sakat devetabanına bı-
rakmıştır.
B) Mekânlar betimlenirken kelimelerin çağrışım değerle-
rinden yararlanılarak atmosfer oluşturulmak istenmiş-
tir.
C) Mekândaki eşyalara inşana ait özellikler verilerek aş-
lında bakılan değil, ona bakanın ruh hâli anlatılmaya
çalışılmıştır.
D) Her iki metinde de mekân tasvirleri kişinin ruhsal port-
relerini açığa çıkaracak şekilde yapılmıştır.
E) Modem bir hikâye yazarı olmasına rağmen geleneksel
tahkiye ile bağını koparmayan yazarın ayrıntılı mekân
betimlemeleri, halk hikâyelerimizle kurduğu yakınlığı
göstermektedir.
Ukde-i şer-rişte râz-l nihanidir sözüm
Silk-İ teşbih-İ dürr-İ seb'al-mesanidir sözüm
(Benim şiirim nice Sırrı tutan tespihin imamesi, Fatiha
suresinin dizildiği iptir)
Benüm şi'rüm bigi durrler düzilmiş gûşvâr Olmış
Yaraşur şeh kulağunda bu dürr-i şâhvâr Olsun
(Benim şiirim inciler gibi dizilmiş kulaklara küpe olmuş,
sultan kulağına ancak bu küpe yakışır,)
Bu İki beyit bir kasidenin hangi bölümünden alınmış
olabilir?
A) Neşip
C) Methiye
B) Girizgah
D) Fahriye
E) Dua
o