Ahlak Felsefesi
l.
2.
3.
Bölüm 8
ÖSS SORULARININ ÇÖZÜMLERİ
Evrensel ahlak yasasını nesnel özelliklerin belir-
lediğini savunanlar, ahlaki ilkeleri, kişiden bağım-
sız, Onları zorlayıcı, hatta buyruk verici nitelikte
olduğunu kabul ederler. Soru kökünde yer alan
"değerlerin dış dünyada, onlara ilişkin kavrayışı-
mızdan ayrı ve bağımsız olarak var olduğu ifade-
si evrensel ahlak yasasına uygun açıklamadır.
Yanıt B
Soru kökünde erdemli kişinin farkında Olduğu
durum 'iyiliğin aşırışı olmaz, aşın Oldu mu zaten
iyi değil demektir" düşüncesi ile anlatılmıştır. E
seçeneğinde yer alan 'ölçülü olma' parçada
sözü edilen farkındalık durumu ile ilişkilen-
dirilebilir. Kötülükten kaçınma (B), isteklerini bas-
tırma daha çok dinlerin erdemli olma anlayışına
uygun düşer. Kendini düşünme (D) daha çok
bencillikle ilişkilendirilebilir. Amaca sahip olma
(A) daha çok psikolojinin davranış-hedef- başarı
konuları ile ilişkilidir. Felsefede mutluluğu amaç
edinme ve bu yolla erdemli olmanın mümkün
olduğunu savunanlar olsa bile, erdemli olmanın
ölçütü bir amaca sahip Olma değildir. Amacın ne
Olduğu bellidir. O da mutluluktur. Ölçülü olmayla
erdemli olunacağı fikri Platon'un davranışlarının
temeline duygularını alan (aklı almayan) katman-
ların erdemli olmalarının ölçütüdür.
Yanıt E
Parçaya göre İyi işler yapan birinin erdemli olma-
sı 'gösterişten sakınmasına' bağlıdır. Başkaları
duysun koşuluna bağlı olan iyilikten hayır gelme-
yeceği kökte açıkça ifade edilmiştir. İyi işler
yapan birinin erdemli olması parlak görünme
isteği ile değil parlak işler yapması ile ilişkilendi-
rilmiştir. D seçeneğinde yer alan 'İyi'yi isteme İ.
Kant'ta tanımını bulan bir kavramdır. Sorunun
yazılmasında Kant'ın 'İyi'yi isteme, koşulsuz iyilik
yapma kavramlarından yararlanılmış olsa da
soru iyilik yapan insanın gösteriştem kaçması
vurgusu ile güçlendirilmiştir. Bu gerekçeyle doğ-
ru yanıt B seçeneğidir. Diğer seçenekler dolaylı
İlişkili olup erdemli olmanın bağlı olduğu koşulu
içermemektedir.
Yanıt B
Bölüm 8
2.
3.
4.
82
Bu ahlak felsefesi sorusunu çözebilmek için
soru kökünde yer alan Kant'ın ödev ahlakını
bilmek gerekmektedir. Kant'ın ödev ahlakında;
mutluluk asla bir amaç olamaz. Ahlaki eylemin
amacı, "ödeve uygun olmak" tır. Ödev, kişinin
hiçbir çıkar gözetmeksizin, iyiyi istemesi (iyi
niyetli olması) ve ahlak yasasına uygun davrana
maşıdır. Ahlak yasasındaki buyruklar birey
tarafından içselleştirildiğinde ödev haline gelir.
Dolayısıyla hiçbir çıkar gözetmemek onu
koşulsuz buyruk olarak ele almak anlamına
gelmektedir, Bunun yer aldığı şık ise A şıkkıdır.
Yanıt A
A, B, C ve E seçeneklerinde yer alan temel
problemlerle parçada yer alan örnek sorgula-
ma ilişkili olmadığından doğru yanıt D seçene-
ğidir. Soru, sosyal çevrenin kınama davranışını
daha az sayıda örnekle ve Hoca'nın ye
yönelik bir sorusuna yer verilmesiyle daha
güzel olabilirdi. Çünkü, mutlak iyinin sorgulan-
maşı niceliksel değil niteliksel bir sorgulamadır.
Yanıt D
Parçada, fırıncının İyi niyetinin eyleminin de iyi
olmasını sağlamadığı vurgulandığından doğru
yanıt E seçeneğinde yer alan "Niyetin iyi olması
eylemin İyi olmasını sağlamaz." yargısıdır. Parça,
diğer seçenekleri desteklememektedir.
Yanıt E
4.
5.
6.
7.
8.
9.
Bu sözdeki görüşe göre ahlaki eylemin amacı
'başkalarını anlama'dır. Yarası olanlarla duygu
ortaklığı başkalarını anlamayı gerektirir. A doğru
bilgiye ulaşma bazı bilgi kuramlarının amacı
olduğundan, B, C ve D de yer alan amaçlara
uygun bir görüş söz konusu olmadığından doğru
seçenekler değildir.
Yanıt E
İyinin ne olduğunu bilenin hatalarının hoşgörüyle
karşılanmayışı, yanlışı bile bile yapıyor olmasına
bağlanmıştır. Çocukların yanlış davranışı bu
bakış açısıyla kolay affedilir.
Yanıt C
Etik açısından rahatsız edici olmasının nedeni
kişi haklarının göz ardı edilmesidir. Filozofların
topluma mal olmuş kişiler olarak düşünülmesi
etik açıdan rahatsız edeci durum değildir. Etiğe
uymayan davranış bazı konuların açığa kavuştu-
rulması da olamaz. Bu İki neden etiğe uymayan-
lann nedenidir. Soru İse açıkça etik açıdan rahat-
SIZ edici olmasının nedenini sormaktadır.
Yanıt E
Çocuğun ağaca çıkmasına konulan yasak, top-
lumsal engele ve çocuğun öfkelenmesi de tepki-
ye örnektir. E'de yer alan genellemeye ulaşılabi-
lir. Diğer şıklar verilen parçadan ulaşılabilecek
genellemeler değildir.
Yanıt E
Evrensel ahlak yasasını reddeden düşünürler
görüşlerinin temeline sezgisel kavrayışın varlığı-
n', kuralların zamanla değiştiğini, yaşamın bir
sanat olduğunu ve etik yaşamın varlığını kabul
ederler. Kökte, sezgisel anlayış, yaşama sanatı
ve ahlaki yaşam doğrudan yer almıştır. Kuralların
değiştiği yargısı eski roller deyiminden yorum-
lanmaktadır.
Yanıt E
Her ne kadar eylemin yinelenmesi alışkanlığa
neden Olsa da eylemin dayanağı özgürlüktür yar-
gısı E'de yer alan yargıyla örtüşmektedir.
Yanıt E
12.
13.
14.
15.
YGS - LYS FELSEFE - PSİKOLOJİ - SOSYOLOJİ - MANTIK
YGS - LYS FELSEFE - PSİKOLOJİ - SOSYOLOJİ - MANTIK
Ahlak Felsefesi
"İyiyi istemek yeterli değildir, bilgiyle aydınlat-
mak gerekir." yargısı açıkça yer aldığından yanıt
hem iyiyi amaçlama hem de bilgiden yararlan-
marnın vurgulandığı D seçeneğidir.
Yanıt D
İnsanı değerli yapan insanlığa katkıda bulunma-
sıdın Paragrafta insanlığa katkının önkoşulu
uygun ortamda yeterli eğitimi almak olarak vur-
gulanmıştır,
Yanıt C
'Her eylemimizle dünyanın nasıl bir yer olması
gerektiğine ilişkin zihinsel tasarımımızı ortaya
koyarız.' 'Yaptığımız her eylem, insan olmaya
İlişkin bir değeri korur veya o değere zarar verir'
ifadeleri insanın kendi eylemlerinden sorumlu
Olduğunu özetlemektedir. Eylemlerimiz mutlulu-
ğa götürmelidir, hukuk kurallarına uygun olmalı-
dır, eylemin değeri faydayla ölçülür yargılarını
doğru kabul edebilecek bir ifade kökte yoktur. E
seçeneği kökle ilgisizdir.
Yanıt A
'Eylemleri ile sahip Olduğu erdemleri yansıtabil-
melidir, erdemli inşan düşündüğü ile yaptığı ara-
sında boşluk olmayan insandır' ifadelerinden
erdemin eylem, davranış alanına da taşınması
gerektiğine ulaşılır.
Yanıt B
'İlgili kişilerin tümüne sağladığı hazlara ve getir-
diği acılara bakmak gerekir' ifadesiyle faydacı
ahlakın eylemin sonuçlarını ölçüt aldığı söylenir.
Yanıt A
Evrensel ahlak yasasının varlığını kabul eden
filozofların bir kısmı öznel özelliklerin belirleyici
Olduğunu, bir kısmı da nesnel özelliklerin belirle-
yici olduğunu kabul ederler. Tıpkı 'üçgenin İç
açıları toplamı 180 derecedir' yargısı gibi, 'doğ-
ruluğu insanların duygu ve eğilimlerine göre
değişmeyen' ifadesinden nesnel olma özelliğine
ulaşılmaktadır.
Yanıt D
83