Xyeze Temasına Geç Turkuaz Temaya Geç Yeşil Temaya Geç Siyah Temaya Geç Kırmızı Temaya Geç Sarı Temaya Geç Mor Temaya Geç

NEFSİN MAHİYETİ SIFAT VE ÖZELLİKLERİ ÖDEV


Kerim [Zonguldak] / Eğitim / 1351 kez indirildi
nefsin mahiyeti sıfat ve özellikleri nefsin hakikatini anlamak için, önce nefsin ne olduğuna bakalım. lügate göre; nefs, bir şeyin kendisi manasına gelir. tasavvufta ise insanın hayvani tarafıdır. insanın nefsi şerrin kaynağı kötülüğün temelidir. nefs, ruh gibi bedende bir varlıktır. kötü huyların, çirkin fiillerin ortaya çıkmasının sebebi nefstir. nefs, insanın içinde şeytan’ın temsilcisi, onun yerli iş birlikçisidir ; eğer terbiye edilmezse onun bir öğrencisidir. erzurumlu ibrahim hakkı’nın naklettiğine göre “insanın iki ruhu vardır. islam hükeması, birine hayvan diğerine insan ruhu demişlerdir. onların hayvan ruhu dedikleri, latif cevher bir bahardır ki , bedendeki hayat, duygu, hareket ve iradeyi taşır. bu ruha şehvani nefs veya hayvani nefs de denir. insan ruhu denilen cevherse nefs-i natıka’dır ki, maddeden ayrı bir cevher sayılmıştır. lakin kendi fiil ve hareketlerinde maddeye yakın ve onunla beraberdir.” bu denilenlerin ışığında diyebiliriz ki, hayvani ruh bedeni tatmin içindir; insani ruh ise ruhu tatmin içindir. fakat insani ruh bedenle ortak bir şekilde ruhu tatmin eder. nefsin mahiyeti konusu, onun hakikatinin ne olduğu, ne tür bir yapıya sahip olduğu öteden beri tartışıla gelmiştir. ayetlerden, hadislerden ve akli bürhanlardan anladığımıza göre; nefs, bi-zatihi canlı, mükemmel bir cevher olup insanın sağlamlığı veya bozukluğu ondan doğar. imam gazali; “nefs, canlı, faal, idrak eden bir cevherdir. kişi ne zaman yalın halde ruh veya kalp kelimesini kullanırsa, onunla bu cevheri kasteder. mutasavvıflar hayvani ruhu, nefs olarak anlar ve kabul ederler.” der ve nefsin özelliklerini şöyle zikreder: “ nefs, allah’ın (c.c.) emrinde olduğu için bedende bir yabancı gibidir. yüzü daima aslına ve döneceği yere doğrudur.” nefsin bir diğer özelliği ilme olan düşkünlüğüdür. ömrü boyunca ilimle meşgul olmayı arzular. nefsin niteliği,neye banzediği konusunda filozoflar şöyle der: “nefs, tamamen kandan ibarettir. çünkü insan ölünce, cesedinde faaliyeti sona eren şey, canlılığı ve kanıdır.” bazı felsefeciler; kan, nefsin mekanıdır, demişlerdir. nitekim bu tevrat’ta zikredilmektedir: “ya musa! sakın damarlarını yeme, çünkü onlar, nefsin bulunduğu ve barındığı yerlerdir.” mehmet ıldırar’a göre “nefs iki şekilde ortaya çıkar: günahlar ve yaratılıştaki haller. günahların temizlenmesi, yaratılıştan gelen kötü hasletlerin (kibir, hased, cimrilik, öfke, kin, vs. )değiştirilmesi ile mümkündür.” ebu talib el-mekki’ye göre “nefsin günah işlemesi dünyayı mamur etme derdiyle olur. itaatlar ise ahireti mamur etme sebebiyle meydana gelir. nitekim hadis-i şerifte de “dünya muhabbeti tüm günahların başıdır.” diye buyurulmuştur.” nefsin özellikleri dünyaya aittir. doğrudan ziyade yanlışa sevk eder. bu sebeble de insan nefsiyle mücahede etmeli ve nefsinin telkinlerinin tam zıdını yapmaya çalışmalıdır. bu sayede insan iki cihanda da saadete erebilir.şadi eren’e göre “nefsin hoşuna giden şeyler insanın ebedi hayatı için zararlı, hoşlanmadığı şeyler ise yararlıdır.” imam gazali der ki: “nefs , şehvani şeylerle tatmin olur. zevk ve lezzetlere olan meyli sebebiyle onların esiri olur. nefs, hakk ile değil halk ile meşgul olur. nefs kötü sıfatlar ve bayağı hasletler üzere yaratılmış olduğu için afet bölgesi, muhalefet yurdudur.” eşrefoğlu rumi ise nefs hakkında şunları söyler: “nefs, yaratılıştan olumsuzdur, çalışmayla kimi mertebeleri katedip fazilet kazanması gerekmektedir.” şadi eren “nefs, yaratılışı gereği günahlara meyillidir” der. imam gazali ise “nefs, tabiat ve beşeriyetinin çukurundan çıkmadıkça, yüce alemlere ulaşamaz, hakk teala’ya kavuşamaz” diyerek, nefs hakkındaki görüşünü beyan eder. imam gazali devamla şöyle der: “nefsin herşeyden hakirdir. nefs harcanmadıkça veya nefsin varlığı yok edilmedikçe allah’a kavuşulamaz.” nefs, hakikati ve kalpteki nuraniyeti söküp atmak ister. nefsin ortaya çıkış şekillerinden ikincisi,yaratılıştan gelen hallerdir demiştik. ebu talib el-mekki, nefsin yaratılıştan gelen özelliklerini şöyle zikreder: “nefsin yaratılıştan gelen ve “cibilliyet” adı verilen dört temel özelliği vardır. bunlar, hevasından doğan isteklerinin kaynağıdır. bu, allah’ın onu yaratmış olduğu fıtratının bir gereğidir. birincisi, “zayıflık” tır. bu, onun topraktan yaratılmış olmasının sonucudur. sonra “cimrilik” gelir. bu, insanın yapışkan çamurdan yaratılmasının sonucudur. üçüncüsü, “şehvet” tir. bu, pişirilmiş, kızgın çamurdan yaratılmasının sonucudur. dördüncüsü, “cehalet” tir. bu ise insanın kuru balçıktan yaratılmış olmasından kaynaklanır. bu özellikler ona imtihan için verilmiştir. onda zayıflığın, güçsüzlüğün, düşüklüğün ve eğriliğin asılları vardır. bu, herşeye gücü yeten ve herşeyi en iyi bilen cenab-ı hakk’ın bir takdiridir.” nefsin özelliklerini şadi eren şöyle zikreder: “haram lezzetlerle nefsitatmin etmek mümkün değildir. bu yönüyle nefs, cehennem’e banzer, doymak bilmez. kur’an-ı kerim’de bildirildiğine göre, cenab-ı hakk, cehennem ehlini cehenneme gönderdikten sonra sorar: “ey cehennem! doldun mu?” cehennem cevap verir: “daha yok mu?” işte insan da böyle cehennem gibi doymak bilmez.nefse göre hayatın gayesi, “yeme, içme, cinsellik, oyun, eğlence” gibi her türlü lezzeti tatmak, daima yeni lezzetlere ulaşmaya çalışmaktır. günahlara meyletmek, uzun emeller peşinde koşmak gibi özellikler nefse ait özelliklerdir. ebu talib el-mekki, nefsin bütün özelliklerini özetle iki halde toplar: “bunlardan biri, nefsin azması, istikrarsız ve dengesiz olmasıdır. buna arapça’da “tayş” denir. diğeri ise kendi isteklerine çok düşkün ve hırslı olmasıdır. buna da “şerek” denir. birincisi cehaletten kaynaklanır, diğeri ise aşırı hırstan doğar. her ikisi de nefsin fıtratındandır.” ebu talib el-mekki’ye göre “nefs,dört farklı sıfat ile müptela edilmiştir. bunların ilki “rububiyet” sıfatının bir yansıması olan sıfatlardır. bunlar kibir, zorlama, övülmeyi sevmek, onur ve zenginliği sevmek gibi sıfatlardır. ikincisi şeytani huylardır. aldatmak, hile, hased gibi huylar bu kısma girer. üçüncüsü hayvanlarda bulunan sıfatlardır. bunlar aşırı derecede yemek-içmek, şehvet ve evlenme sevgisi gibi sıfatlardır. bütün bunların yanında nefisten dördüncü olarak ubudiyet/kulluk sıfatları istenmektedir. mesela, ilah, korku ve tevazu bunlardandır. kişi yukarıdaki ilk üç sıfattan tam kurtulmadıkça, ihlaslı bir kul olamaz. kulluk sıfatlarını tam elde ettiğinde, rububiyet sıfatlarından yana, yüz yüze olduğu imtihanlardan kurtulur.” nefs iyi sıfatlardan ziyade kötü sıfatlarla vasıflanmıştır. ama nefisten iyi olması istenmektedir. bunun için de kişinin cenab-ı hakk’a ihtiyacı vardır.ebu talib el-mekki, nefsin hırs sıfatındaki haline dair şu benzetmeyi yapar: “nefs, hırs sıfatında, ışığa olan hırsından dolayı kendisini ateşe atan bir kelebeğe benzer. kelebek ışığa olan aşırı arzusundan ötürü onunla bütünleşmek ister. ateşe yaklaştıkça yaklaşır ve bunun sonucunda yanar, kül olur. sabretmesini bilmez, uzaktan ısınmak ve ışığından istifade etmek ona yetmez. bu yüzden de kendi sonunu kendi hazırlamış olur. aceleciliğinin bedelini canıyla öder.” nefsin aceleci olduğu kur’an-ı kerim’de bildirilmiştir. acelecilik vasfının insanda bulunmasına karşın, hz. allah, insanlardan sabırlı olmalarını istemiştir. aşğıdaki ayetler insanın aceleciliği hakkındadır.“insan, çok acelecidir.” “insan, acelecilik özelliğine sahip olarak yaratılmıştır.” şadi eren, nefsin heva sıfatı hakkında şunları söyler: “nefsin lügatinde haram yoktur. nefsin haram tanımayan sınır bilmeyen bu hali, onun hevasıdır.” murat kapkıner ise bu konu hakkında şöyle söyler: “kişiye fena şeyler yaptırabilecek, nefsin hevası vardır.” mehmet ıldırar da heva hakkında şunları söyler: “gazap ve şehvet lezzetine heva denir. kim nefsini hevasından uzak tutarsa cennetle müşerref olur.” nitekim kur’an-ı kerim’de, hz. allah şöyle buyurmaktadır: “rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için ise şüphesiz cennet yegane barınaktır.” son olarak da tasavvuf ehlinin ahkamü’n-nefs (nefsin hükümleri) veya cünüdü’n-nefs (nefsin askerleri) diye nitelendirdikleri, nefsin kendine has sıfat ve özelliklerini zikredeceğiz. bunlar: “şehvet, gazap, heva, kibir ve ucub, sertlik ve katı kalplilik, alaycılık-hafiflik ve açgözlülük-hırs, kin ve haset, boş ve gereksiz konuşma, cimrilik, zulüm, ihanet ve aldatıcılık, kötü huyların ve şerrin kaynağı olmak ve allah ile kul arasında bir perde olmak” tır. üçüncü bölüm: nefsin mertebeleri hakk’a ermek için bir rehberin öncülüğünde ve denetiminde çıkılan manevi ve ruhi yolculuğa verilen ad, seyr-u süluktur. insan nefsinin, nefse ait özelliklerinden kurtarılıp güzel bir ruh durumuna gelmesi için yapılan seyr-u sülukte, aşağıdan yukarıya doğru gidildikçe mükemmellik kazanan nefsin yedi şekli va tavrı vardır ki; tasavvuf ehli buna “atvar-ı seb’a” adını vermişler ve sırf bu konuya ilişkin risaleler ve eserler kaleme almışlardır. erzurumlu ibrahim hakkı, kişinin hakk yoluna girmesinin maksat ve gayesini şöyle açıklar: “insan ruhunu, indiği bu aşağılık dünya evinden çıkarıp, yavaş yavaş ilerleterek, yine eski yüksek makamına çıkarmak, nefsini ona öğretmek ve allah’ın bilgisine ulaştırmak ve böylece kazanacağı ilahi muhabbetle onun huzuruna varmaktır.” erzurumlu ibrahim hakkı, salikin (tarikate giren kimse) konaklayacağı makamları kısaca şöyle zikreder: “salikin ilk makamı, karanlık ve yabancılarla doludur. bunda nefs, emmare ismini alır. ikincisi nurlar makamıdır ki, bunda da nefs, levvame ismini alır. üçüncüsü sırların makamıdır ki, bunda nefs, mülhime adını alır. dördüncüsü kemal makamıdır ki, bunda da nefs, mutmainne adını alır. beşincisi kavuşma makamıdır ki, bunda nefs, raziye ismini alır. altıncısı fiillerin tecelli ettiği makamdır ki, bunda da nefs, marziyye adını alır. yedincisi isimlerle sıfatların tecelli ettikleri makamdır ki, bunda da nefs, kamile ismini almıştır.” yolcu nasıl ki gitmediği yerden bi-haberse, salik de bu yedi makamdan her birinde bulundukça, bulunduğu makamda iken onun üstündekinden habersizdir. şadi eren’e göre “nefs işin başında olan haliyle –tabir yerinde ise- pistir. fakat belli bir seyr-u süluk sonucu arınmış hale gelir, kötü özelliklerinden birer birer kurtulur.” şadi eren’in seyr-u süluk hakkında yaptığı benzetme ilgi çekicidir: “nefsin ilk hali, dikenli bir tarlaya benzer: son mertebesi ise aynı tarlanın dikenlerden ayıklanıp bir gül bahçesine çevrilmesi gibidir.” nefsin mertebeleri farklı kaynaklarda, farklı sayılarda nakledilebilir. mesela “eşrefoğlu rumi, nefsin dört makamından bahseder. bunlar: “nefs-i emmare, nefs-i levvame, nefs-i mülhime ve nefs-i mutmainne” dir.” murat kapkıner ise “nefsin altı mertebesinden bahseder. bunlar: “nefsin altı mertebesinden bahseder. bunlar: “nefs-i emmare, nefs-i levvame, nefs-i mülhime ve nefs-i mutmainne, nefs-i raziye ve nefs-i marziyye” dir” görüldüğü gibi nefsin mertebeleri hakkında farklı kaynaklar, farklı sayılar vermektedir. biz burada nefsin yedi mertebesini ele alıp işleyeceğiz. nefsin mertebeleri sırasıyla şunlardır:
* Bu çalışmalar size faydalı olabildiyse sol taraftan sitemizi beğenerek bize destek olabilirsiniz...